Tavşan dağa küsmüş, dağın…

Hikâyeyi bilirsiniz; tavşan dağa küsmüş, dağın... Tavşan mı fazla kırılgandı yoksa dağ mı tavşanı göremeyecek vurdumduymazlıktaydı? Tavşan gelmeden evvel de dağ aynı dağ, tavşan aynı tavşandı. Yoksa tavşanlar küstüklerinden dahi haberleri olmayacak dağlardan uzak mı durmalıydı? Peki dağ olmak mı bir dağı tavşanı göremeyecek hale getirirdi? Tavşan duyurabilseydi, gösterebilseydi kırgınlığını o zaman birden tepeciklere dönüşür... Continue Reading →

Reklamlar

Kendime, sana, ona ve ihtiyacı olan herkese notlar

İnsan hayatının yarısından çoğunu arka planda durmadan acil çağrı anonsları yapılıyormuş gibi geçirince, geri kalan kısımda -akışına bırakılması gereken yerlerde de- daima alarm çalıyormuş hissinden kurtulamıyor. İnsan olmanın kalıplara sığdırılmaya çalışıldığı bir düzende gayet tabii olan şeyler göze kocaman görünüyor. Bir lanetten farksız olan genellemeler girdap gibi insanı içine çekip, görüşünün berraklığını engelleyip, onun yolunu... Continue Reading →

Garip

Bu kah çoğalıp kendinden geçmene sebep olan kah sana kendisini unutturan bir sızı. Bu; adım atmaların, söz söylemelerin, ödün vermelerin, vazgeçmelerin, köşeyi dönmelerin, yokuş çıkmaların, yokuş aşağı kendini bırakmaların ve hatta öylece durmaların doğru mu yanlış mı olduğunu hiçbir zaman bilememenin verdiği bir gariplik hali. Anlatmaya en çok yaklaştığımı hissettiren kelime oldu bu. Garip. Çünkü... Continue Reading →

“Yıkılma Sakın!”

Yıl 1969. Askerlik görevine Trabzon’da devam eden Ataol Behramoğlu türlü olaylar sonrasında kendini Ağrı Askeri Ceza ve Tevkif evinde bulur. Demir parmaklıklı pencerenin ardındayken iki askerin konuşmasına kulak misafiri olur ve bu hikayeden çok etkilenir. Kendi ifadesiyle tam olarak ne zaman yazmaya başladığını anımsamadığı şiiri Yıkılma Sakın’ı o tarihlerde kaleme alır. Kendisini ziyarete gelen bir... Continue Reading →

Birbirini doğuran sorular

Bazı zihinler sorulara geniş alanlar ayırır. Bunu bazen bilerek bazen de bilmeyerek yaparlar. Bu yazıda özel bir çaba harcanmadan bir zihinde birbirinin peşi sıra dizilen bir kucak dolusu soru göreceksiniz. Bu sebepten bir miktar tekrar edip duran soru kelimeleri ve eklerine maruz kalacaksınız. Tüm soruları boş bırakabilir, cevaplamaya istediğiniz sorudan başlayabilir, paylaşmak istediğiniz cevaplar ya... Continue Reading →

Dalgınlıklarda kaybolmak isteyen bir şairi hatırlamak

En sevdiğim şairlerden birinin doğum günüymüş bugün. Edebiyat dergilerinden birinde yayınlanmış bir söyleşisini okudum az evvel, o vesileyle öğrendim. Ona "Çiçekli Şiirlerin Kadını" diyorlar. "Füsun'lar Arası Dizeler Şairi" diyen de var. Şiirlerini okuyanlar ve şairin hayatı hakkında birkaç şey bilenler neden böyle söylenildiğini anlamışlardır. Ben onun adı geçince defolu kelebekleri hatırlarım, Güzin ablası kitaplar olan... Continue Reading →

F. nin Rüyası / Viktor E. Frankl

( Psikiyatrist Viktor E. Frankl’ın, ilk bölümünde İkinci Dünya Savaşı sırasında bir toplama kampındaki deneyim ve anılarını anlattığı “İnsanın Anlam Arayışı” kitabından alıntılanmıştır.)   Bir keresinde, geleceğe inancın yitirilişiyle bu tehlikeli pes ediş arasındaki yakın ilişkiye dair dramatik bir olaya tanık oldum. Oldukça ünlü bir besteci ve libretto yazarı olan kıdemli blok muhafızımız F, bir... Continue Reading →

… ve zaman geçer

Uzun zaman oldu. Kelimelerle iç dökmeye farkında olmadan ara vermişim. Nereye gidersem gideyim yanımdan ayırmadığım küçük siyah defterime de, masanın çekmecesinde duran kalın kapaklı deftere de çoktandır dokunmamışım. Bir arkadaşım “Tembellik mi ediyorsun yoksa canın mı sıkkın?” diye sormasa belki ne zamandır yazmadığımı ben de fark etmeyecektim. Sanırım koşuşturmacalar, az ama öz konuşabilmeye duyduğum hayranlık,... Continue Reading →

Bektaş’ı bileniniz var mı? / T.Uyar

YALAĞUZ Bektaş yüce dağ başında -yalağuz-du. Bektaş zaten doğduğundan beri -yalağuz-du… Bir sopa, üç beş koyun, bir köpek, Bulutların içinde kendi kendine -yalağuz-du… Mintanı ile yalnızdı, çarığı ile yalnızdı, Bilinmez düşünceleri, Tanrısı ile yalnızdı… Köyde, şehirde, kasabada, dağda Beş on kelimesi, diliyle. Yalnız insanların o garip haliyle; Yalnızdı Bektaş, yapayalnızdı.. Bektaş mayıs böceği kadar yalnızdı,... Continue Reading →

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑